
2007 özellikle ikinci yarısı itibariyle ülkemizi ve diğer ülkeleri çok olumsuz olarak etkileyen ve etkilemeye devam eden sert rüzgarların başlangıç yılı olarak hafızalarımıza kazındı. Kimilerine göre yüzyılın en büyük krizi, kimilerine göreyse ne boyutta sorunlarla karşılaşacağımızın henüz belli olmadığı devam eden sürecin bitmesiyle ortaya çıkacak yeni durumun, dünyanın yeni ekonomik fotoğrafını belirleyeceği varsayımlarının tartışılmaya başlandığı bir yıldı 2007. Bize göre ise her şeyin değişebilirliğinin trajik bir kanıtıydı bu yıl. Adı ne olursa olsun ve yönetenler ne denli güçlü olursa olsun bir tek modelde ısrar etmenin dünyamızı ne kadar büyük felaketlere sürükleyeceği bir kez daha ortaya çıktı. Üzülerek belirtmek istiyorum ki kapitalizm soğuk savaş dönemini sona erdirirken elde ettiği zaferi unutturacak büyük bir mağlubiyetle karşılaştı. Üretim ve tüketim karşıtlığını bir arada yaşatmanın zahmetinden kurtulma modelleri magma hareketlenmelerinden çıkan sesleri andıran bir gürültüye boğdu dünyamızı… Bir yandan dünyanın mevcut yaşamsal önem arz eden kaynaklarını hoyratça tüketme, yok etme özensizliği, alternatifini arama gibi ütopik gayretler yerine “olanı koruma” gibi son derece basit denetlenebilir bir yöntemi terk etme, küresel iklim felaketlerini de beraberinde getirdi bu yıl.
Bitmeyen kışlar, başlamayan yazlar, kaybolan mevsimler, bol yağmur alan bölgelerde bile yaşanan kuraklık, karla hiç karşılaşmamış yerlerin bu yıl karla tanışması gibi iklim bilinmezlikleri uluslararası ticaretin üretim zamanlaması, planlaması gibi birçok ezberini daha şimdiden değiştirirken, gelecekte nedenli tehlikeli sorunlarla karşılaşılacağının mesajını da verdi aslında. Kendi gözümüzün önünde seyreden bu akılsızlık örneklerini, dünyanın parlak rafine zekalı ileri insanlarının, bu özelliklerine bir de duyarlılık eklemeleriyle durdurmaya hemen başlamaları gerektiğini anlamaları için belkide son ihtardı 2007.
Öte yandan ülkemiz bildik tanıdık, yapamadığımız zaman artık mutsuz olacağımıza inandığımız tartışmaları yaşadı bu yıl da yine. Bir türlü öncelik vermemiz gereken konulara sıra gelemedi. Bir şeyler yapıldı elbette ama ardı getirilemedi. Üzülerek belirtmeliyim ki tek parti iktidarının öngörülen faydalarını ülke olarak hissedemediğimiz bir yılı geride bıraktık. Mortgage krizi sınırlarımıza yaklaşmadan duvar örmeye, eksiklerimizi gediklerimizi tamamlamaya, almamız gereken belki de tüm kararları almaya harcayacağımız enerjiyi başka alanlarda kullandık. Bu anlamda hepimizin suç işlediği, suça iştirak ettiği ve kimsenin kendisini masum olarak görme lüksünün olmadığı bir koca yılı da harcamış olduk, elbirliğiyle. Sadece lafazan bir edayla, kulağa çok anlamlıymış gibi gelen büyük büyük sözcüklerle tartıştık. Bu yıl da hiçbir başarıyı alkışlamadık. Bu yıl da birkaç başaranı gene ödüllendirmedik. Acımadık, eleştirdik, eleştirdik. Ama asla sihirli sözcüklerden oluşan, sorunu çözecek cümleyi söyleyemedik.
2007 tanıdık bildik şeylerin yaşandığı bir yıldı GİSAD için. Bu yıl yine olağanüstü olan birçok şeyin yanında yıllardır en çok merak edilen soru yanıtını buldu. 2006 yılında KDV %18’den %8’e düştü ve GİSAD ihracatını 1,96 milyar ABD doları seviyesinden 2,5 milyar ABD doları seviyesine çıkartarak %25’ten fazla artış sağladı. Her yıl büyüme geleneğini bu yıl da sürdürerek 11 yılı geride bıraktı ve konjonktürel kararların şirketi olmadığını tüm parametreler (düşük kur, KDV indirimi, pazarda resesyon) aleyhine dönmüşken bir kez daha ispatladı. GİSAD, yaptığı doğru ve kaliteli işlerin sonucunda ulaştığı meblağların boyutuyla ve ortaklarının büyüyerek çoğalan ilgi ve güveniyle küresel bir oyuncu olduğunu herkese gösterdi. Gerek yurtdışında gerekse yurtiçinde tüm finans kuruluşlarının her ürününe yoğun bir ilgi gösterdiği kârlı bir yılı geride bıraktı.
Defalarca açıkladık bir kez daha açıklayalım. Biz başarıyı çok sevdik. Çok önemsedik. Uzun kutlamalar, günlerce süren zafer sarhoşluklarını hiç yaşamadık. Bize bu başarıyı getiren bize güvenen insanları, sevgili ortaklarımızı ve kıymetli müşterilerimizi, kurallar dahilinde hep mutlu ettik. Biz, bize inanan finans kuruluşlarının nezdinde hep kıymetli ve saygın bir müşteri olduk ve buna özen gösterdik. Biz içinde yaşadığımız toplumun değer yargılarına hep saygılıydık, kamusal vicdanı rahatsız edecek tek bir kuralsızlık yapmadık. Bu konuda ciddi eğitim almış çok geniş bir ekip istihdam ettik. Bizler çalışanlarımızı, başarıya giden yolumuzda en büyük aktörler olarak tanımladık ve hep öyle davrandık.
Ve bizler sevgili dostlarımız, birinci günde başlayan heyecanımızı bırakın kaybetmeyi hep arttırdık. Ve bildik ki bu en büyük değerimizdi. Bu değerimizi bütün gücümüzle koruduk. Biz GİSAD’ımızı ve bizleri sevenleri hep çok sevmeyi vazgeçmeyeceğimiz bir ilke saydık.
Saygılarımla,
İBRAHİM ÖZDOĞAN
YÖNETİM KURULU BAŞKANI